8 Aralık 2016 Perşembe

Gülümsemeye sebep yaratmak...

Gündelik yaşam yoruyor artık, bazen farkında olarak, bazen de olmayarak tükeniyoruz. Koşup duruyoruz gün içinde, aslında nereye olduğunu tam olarak bilmeden. Gülümsemeyi unutuyoruz bazı günler. Bu haller de gitgide bizi aşağı çekiyor, düşüyoruz düşüyoruz düşüyoruz, hop bir baktın yerlerdesin. Ne için? Hiçbirşey... Gündelik büyük şehir hayatı bizi sistemli bir şekilde aşağı çektiği için bizim birşeyler yaparak kendimizi yukarı itmeye gayret etmemiz şart oluyor. Kendi gülümseme nedenlerimizi kendimiz yaratalım. En azından gayret edelim. Aslında bir teşekkür etmeye bile başladın mı sonu gelmiyor, edilecek şeyler listesi uzadıkça uzuyor, bir deneyin, bunu yaparken farkına varıyorsun, ilahi düzenin, kendinin, yukarıdakinin büyüklüğünün...

Oldum olası elimden gelen şeyleri kendim yapmayı sevdim, öyle mutlu oldum. Gidip satın almaktansa uğraşmak hep iyi geldi bana, elimden gelen şeyleri tabii:D Kusursuz olmasına gerek yok, el değdirmek bile besliyor insanı. İçinde bulunduğumuz yıl toparlandı gidiyor, yeni yıl geliyor, güzel gelsin, sağlık getirsin, ve aşk, ve neşe, ve huzur, ve keyif, ve ağız tadı, ve mutluluk, ve yüreklerimizdekileri...:) Amin:)


Bu sene ağaç süslemeyelim, şekli çam ağacına yakın birşeyden kendi ağacımızı yapalım istedim. Ne olsun ne olsun derken merdiveni ağaç yapmak geldi aklıma. Madem ağacı kendimiz yapacağız, süslerin bazılarını da hatta yeniyıl kartlarımızı da kendimiz yapalım dedik. Bir bölümü webden DIY videolarından, bir bölümü kendi içimizden çıkan süsler buyrunuz. Belki siz de yapmak istersiniz:) Tavsiye ederim, acayip kafa boşaltıyor, eğlenceli de, hem de kolay:)






 




İhtiyacımız olanlar; birkaç kahve karıştırıcı, tutkal, sim, yün, kullanılmış kağıt  rulosu, karton, stickerlar...






































Pipeti ortadan kesip uçarını tekrar kesiyoruz. Dışa kıvırıyoruz. 






 Sağlıkla ve sevgiyle kalın...Her daim kolaylıkla gülümseyecek sebepler bulabilmeniz dileğiyle...





4 Ekim 2016 Salı

Toprak mezelikler, servislikler...

Evde biriken toprak yoğurt kaplarını genelde kullanırım. Atmaya kıyamıyorum, bir şekilde iş görüyor, değerlendirmeye çalışıyorum. Geçenlerde instagramda gezerken bir arkadaşımın gönderisindeki renkler, tatlılık gözümü aldı:) Bir de baktım ki o da benim gibi toprak kapları biriktirenlerdenmiş. Kapları güzel güzel boyamış, çeşit çeşit meze tabakları çıkmış ortaya, çok da tatlı görünüyordu. 

Hemen biriken toprakları piyasaya çıkardım, renk renk akrilik boya, birkaç fırça, parke cilası/vernik ve tiner aldım koyuldum işe. Akrilik boya ile istediğiniz şekilde boyayın, hemen kuruyor zaten. Kuruduktan sonra cilalayın ve keyifle kullanın. (vernik en iyisi ama ben o an bulamadığım için parke cilasıyla cilaladım, oluyor)  

Nefis şeyler çıktı. İster meze koyun, ister çerez koyun, ister meyve koyun, ne isterseniz, sıcak sıcacık...Ben pek sevdim sizin de ilginizi çeker belki siz de yaparsınız diye paylaşmak istedim...:)







Küçük not: Boyayı yaptığınız akrilikli fırçaları suya; cila yaptığınız fırçaları da tinere koymayı unutmayın:D



















22 Aralık 2015 Salı

Mis gibi ekşi mayalı...

Uzun zamandır etrafımdaki insanların çoğu ekmekten uzak durmaya çalışıyor...Dikkatimi çekiyor...Eğer ekmek diye tükettiğiniz şey bakkaldan, marketten alınan klasik beyaz ekmek veya paketli ekmeklerse evet uzak durmakta kesinlikle fayda var. Hatta hiç tüketmeyin derim. İçinde ne olduğunu bilmediğiniz şişirilmiş birşey yiyorsunuz, dolayısıyla sonra kendiniz de şişiyorsunuz, düz mantık:))  Ben, sağlıklı tüketime programlı bir annenin çocuğu olduğum için beyaz ekmekle yıllar önce, bu sağlıklı yaşam muhabbetleri daha ortalarda yokken yolumu ayırmıştım zaten.Uzun senelerdir evimize beyaz ekmek girmez. 

Ya emin olduğumuz yerin tam buğdayı, ya köyün birinde bulup keşfettiğimiz kargo ile gönderim yapan köy bakkalının ekmeği yenilir ya da evde kendi yaptığımız yenilirdi. Birkaç sene önce Bozcaada'daki "Ada Ekmeği" ni keşfetmiştim. Uzun süre de onu tükettim. Sevgili Ali'nin ekmekleri çok emekli, keyfi çok yüksek ekmeklerdir. Çok severek ve tamamen rahat bir gönülle tükettim bu "ada ekmeği" ni. Tek zorluğu teslimat süresiydi benim için. Sipariş verdikten 2 ay sonra ekmeğe kavuşuyor olmak zorluyordu beni. (Yeni yeni İstanbul'da belli noktalarda satışa başladığını sanıyorum ama gidip deneme şansım henüz olmadı...)



                                             


Tam da böyle bir zamanda 240 Derece ile tanıştım. 240 Derece ekmekleri de doğal yaş maya ile yapılan, 2 genç girişimcinin hayallerini gerçekleştirdikleri bir aşk hikayesi. http://www.240derece.com/ 

240 Derece'nin hikayesini sitede yazdığı şekliyle dokunmadan paylaşıyorum; "240 Derece’nin kurucuları çocukluk arkadaşları, Metin Haras ve Cem Melek, öğrencilikleri ve iş seyahatleri sırasında birçok ülke ve şehir görerek farklı kültürler tanıdılar. Bu kültürlere ait ekmek çeşitlerini keşfedip analiz ettiler.
Dünyada gittikçe yükselen dengeli beslenme bilincinin en önemli öğelerinden biri olan sağlıklı ekmeğin lezzetinin oldukça sade ve doğal yöntemlerden geçtiğini keşfettiler. Türkiye’de üretilen ekmeklerin üretim tekniklerinin ticari amaçlar uğruna sıradanlaştığını gördüler. İnsanlara daha lezzetli ve sağlıklı ekmekler sunmayı amaç edinerek Fransa’da, İspanya’da ve Türkiye’de artisan ekmek eğitimi aldılar. Ardından 240 Derece projelerini hayata geçirdiler."

Bu fotoğraf ascihaber.com sitesinden alınmıştır. 



Ekmekleri bizzat kendileri yapıyorlar. Tek tek...


Şu an; Çok Tahıllı, Tam Buğday, Cevizli Tam Buğday, Çavdar, Zeytinli, Üzümlü Cevizli, Yaban Mersinli Fındıklı, Pumpkin olmak üzere 8 çeşit ekmekleri var. Benim favorim "zeytinli". Taze, kızarılmış, soğuk, bayat her şekliyle bayılıyorum. Damak tadımı tam 12'den vuruyor:) Küçük not: tostu MUHTEŞEM oluyor:) Ondan sonraki tercihim Çavdarlı. Reçelle en sevdiğim ise Yaban Mersinli Fındıklı. 

Gerçek ekmek yediğiniz zaman inanın kilo almıyorsunuz, ve leziz bir şekilde 1 dilimle bile doyuyorsunuz. Ayrıca siparişi web'den verebiliyor olmak, ve 1 gün sonra ekmeği elime alabilmek benim için önemli detaylardan birisi...





240 Derece ekmeklerinizi siparişinizle 
birlikte gelen bez torbalarınızda saklayınız...




















Yolun açık olsun 240 Derece...
Afiyetler diliyorum...Ömür boyu afiyette olun...

http://www.240derece.com/ 0216.5762206







30 Aralık 2014 Salı

daha çok...


Bizi bekleyen yeni yılda ve devamında, daha çok;
sevelim, sarılalım, müzik dinleyelim, 
'an' da kalalım, okuyalım, kahkaha atalım, 
spor yapalım, gülümseyelim, kendimiz olalım, dans edelim, 
'iyi ki varsın' diyelim, tiyatro izleyelim, yürüyelim, 
ışık olalım, ışık saçalım, neşe dolalım, 
aşk dolalım, nefes alalım, üretelim, 
içimizi dinleyelim, inanalım, keyifli yemekler yiyelim, 
yüzelim, güneşi hissedelim, adım atalım, 
anlayışlı olalım, 
denize bakalım, çalışalım, güvenelim, 
yeni yerler görelim, destek olalım, iyi düşünelim, 
sevdiklerimizi görelim, 'iyi ki' diyelim, görelim,
iyi insan olalım... 

sevgiyle, aşkla, ışıkla kalın...

16 Aralık 2014 Salı

Nefes...

Çok uzun zaman oldu hiçbir şey yazamadım buraya...hiçbirşey yapmadım sanılmasın...aksine birçok şey yaptım aslında...Bunların içinde bugüne kadarki hayatımın belki de benim için en önemli, en değerli, en "iyi ki yaptım" dediğim şeyi de var.."Nefes"... Evet Nefes'le tanıştım bu süreçte...

Bilenler beni anlıyordur şu an, bilmeyenler akıl sağlığımdan şüphe ediyor olabilir:) Sorun yok:))

Kendimi ararken, neden burda olduğumu, ne yaptığımı, neyi niye yaptığımı sorgularken, sevmediğim huylarımdan rahatsızlık duyarken, kaygılarım, korkularım, endişelerim artmış, hayat enerjim ve sevincim neredeyse gitmişken, boş boş bakarken, acı çekerken, çaresiz hissederken, nefes alamazken "nefes" çıktı karşıma...yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm, önce bana kalsın bu özel deneyim dedim, sonra "egona yenilme paylaş" dedim kendime...

Nefes aldığımız sürece yaşıyoruz, nefes alamadığımız anda ölüyoruz...Yani aslında hayatta olmamızın nedeni nefes...Allah'ın bedenlerimize üflediği can suyu nefes...Olmazsa olmazımız yani..Ben kendi adıma bu olmazsa olmazın 9 ay öncesine kadar farkında değilmişim...

Nefesi açık olmayan, yani herhangi bir nefes çalışması yapmamış, nefesini açtırmamış insanlar (toplumun büyük çoğunluğu) nefes kapasitesinin sadece %30'unu kullanırmış. Yani geri kalan %70 atıl duruyormuş...Dolayısıyla yaşayabileceğimiz kapasitenin de %30'unu kullanıyoruz demek bu...Böyleyken de yukarıda bahsettiğim korkulardan, kaygılardan, mutsuzluktan, boşluktan vb vb yakınır hale geliyoruz...

9 ay önce başlayan Nefes serüvenim halen devam ediyor aktif bir şekilde...Detaylarını burada anlatmayacağım, bu kısacık yazıdan aklı çelinen, içi isteyen olursa gidip bizzat deneyimleyebilir, çünkü "Nefes çalışması" pek de anlatılır bir şey değil, yaşamak, içinde olmak gerekiyor...Doğru zaman geldiğinde de bir şekilde kendini orada buluyorsun, buna kesinlikle inanıyorum...

Nefes sonrası ne oldu derseniz, hayatımdaki "ben" çok ciddi şekilde değişimlere uğradı...Daha 2. günde uzundur devam eden alerjimden kurtuldum, daha dingin, daha sakin durabildiğimi hissediyorum mesela...25 senedir ilk defa bu sene tıkaçsız denize girdim; mandalinayı artık kendim soyabiliyor, huylanmıyorum, hissinden rahatsızlık duymuyorum, evde hatta apartmanda korkusuzca yalnız kalabiliyorum, sinirimi kontrol edebiliyor, sinirli olmam gereken anlarda kendimi bir anda sakin bulabiliyorum, trafikte 3 saat sıkışmış haldeyken birileri boğazıma sarılıyor gibi hissetmiyorum, yüksek seste müzik açıp anda kalmayı seçebiliyorum ,..vb vb (size önemsiz görünebilir ama bunlar benim asla yapamadığım şeylerdi...!) Bu yazdıklarım elle tutulur olarak değişen sadece birkaç şey...Bunların dışındaki hislerimi ancak bu süreçleri yaşayanlar anlar, anlatılır gibi değil gerçekten...Sadece çok güzel ve vazgeçilmez olduğunu söyleyebilirim...

Bu süreçte birçok da kitap okudum, bunları ilgisini çekenlere de tavsiye ediyorum, bana çok fazla katkısı oldu bu kitapların;

Byron Katie - Olanı Sevmek
Eckhart Tolle - Şimdinin Gücü
Eckhart Tolle - Varolmanın Gücü
Metin Hara - Aşkın İstilası, Yol
Neale Donald Walsch - Tanrı ile Sohbet (4 kitap var)

Nefes'le tanışmak, "Nefes" e başlamak isterseniz, ben Nevşah Fidan'la (nevsahfidan.com , NFS) başladım, oradaki koçlarımla da devam ediyorum. Önerebilirim...Bu işler biraz da içinin kimi, nereyi aldığıyla ilgili o yüzden ille de NFS'ye gidin demem, ama araştırın, soruşturun, emin olun, hissedin...Çünkü bu konu son zamanlarda "moda" olma yolunda olduğundan bu işi de şarlatanlığa çeviren çok yer olduğunu biliyorum...Kendiniz için en doğrusunu siz bilir, siz bulursunuz...

Bundan sonra yapmak istediğim şey, Vipassana! İnziva...Sessizlik Çalışması...Bakalım ne zaman kısmet olacak...Birgün olacak onu biliyorum, olduğunda deneyimimi paylaşırım...


Nefes, bugüne kadarki hayatımda kendim için yaptığım bence en doğru şey, ve damağımda hiç tanımadığım ama hiç de bırakamayacağım bir tadı var...

Aşk, ışık, neşe, nefes olsun...

Sevgiyle kalın......

Nefes alın, nefes verin...pes etmeyin, anda kalın, mutlu kalın...:)

26 Haziran 2014 Perşembe

Chef Mezze !

Çapamarka bünyesindeki mekanların menülerinin yaratıcıları, yıllardır "İstanbul'un mutfak amirleri" dersem çok abartmış olmayacağım yemek, mutfak, lezzet aşkıyla yanan 2 kardeş onlar...Gazi&Bilal Ateş kardeşler..."Mutfak bir bütündür ikilik olmaz, ikimiz tek bir şefiz" diyorlar...25 yıldır yemek sektöründeler...İşlerini aşkla yaptıklarını hemen anlıyorsunuz...Seviyor adamlar bu işi...

Yıllar yılı İzzet Çapa ile yürüyen Ateş kardeşler, bu sefer kendileri soyunmuşlar işe...Sortie'nin içinde, deniz kenarında nefis, harika, sıcak, yumuşak, tatlı ve leziz Chef Mezze'yi çıkarmışlar ortaya...Sortie'nin içinde bu kadar sıcak ve kavrayıcı bir yer olacağını açıkçası kendi adıma ben düşünmezdim, başka bir yerdesin, sanki kaçmışsın biri de seni kucaklamış hissi veriyor...Bir de düşünün ki boğazın en güzel manzaralarından birinde...

Bence Chef Mezze'de herşeyden önemlisi daha ilk adımı attığın anda başlayan ve tüm gece devam eden güler yüz...Mekan, lezzet vb ne kadar güzel olursa olsun tavırlar sıcak değilse ve güleryüz yoksa o iş olmuyor, olmuyor...Chef Mezze tamamen güler yüz ve müşteri memnuniyeti öncelikli bir mekan...Gazi&Bilal Ateş kardeşler bizzat hem mutfaktalar, ara ara servis de yapıyorlar, önlükleriyle patronlar mı çalışanlar mı belli olmuyor...Dedim ya bu iki adam lezzet, mutfak aşkıyla yanmışlar belli...


giriş








Oturur oturmaz daha önce methini duyduğumuz Chef Mezze yapımı Karadut şarabından tattık. Çok hafif, yumuşak, az alkollü, oldukça lezzetli...rengi harika! buz gibi...



aman yanlış olmasın, bu fotoğrafı çok beğendim ve yiyosiciyosyaziyos.blogspot.com un arşivinden aldım! :)

renge bakın...



Çok zengin bir meze dolabı mevcut. Ege Bölgesi'nden, denizden ve OrtaDoğu'dan diye ayrılan çeşitleri dolu dolu, renk renk, taptaze...İstediğin mezeleri seçebiliyorsun, önceden aldığımız öneriler de vardı. Ama biz seçimleri mekanın genç, sıcakkanlı işletmecisi Eray Kılıç'a bıraktık. Köpoğlu, ıspanak kavurma, kabak çiçeği dolma, patlıcan ezme, ahtapot salatası, levrek marine, tütsülenmiş babagannuş geldi ortaya...Tatlar harikulade...Özenle yapılmış, sunumlar da oldukça başarılı...Ermeni pilaki ve kızarmış pirinç toplarını kesin yemem için öneriler almıştım ama o keyifle söylemeyi unuttuk:) bir dahaki sefere artık...


uçsuz bucaksız...


renk renk...


meze bar



kabak çiçeği dolması

köpoğlu

ahtapot salatası & levrek marin


Chef Mezze'ye gelmeden önce yine ısrarla yemem söylenen bir diğer şey de Ahtapot ızgaraydı! MUHTEŞEM! En son bu kadar güzelini, lezzetlisini, yumuşağını Midilli'de yemiştim. Ondan bile güzeldi diyebilirim...Onu yemeden kalkmayın...Çok da havalı dumanlarla falan geliyor:) cızır cızır döküm tavaya saldırmamak için zor tutuyor insan kendini...:)


ahtapot ızgara

paella

Paella hastasıyımdır ben, bayılırım bayılırım...İstanbul'da çok nadir güzelini yedim, kendim yaptım mı daha tatmin olurum:) Chef Mezze'de yediğim Paella çookk lezzetliydi...Tek bir kusuru vardı, midyeler çok pişmiş kıtır kıtır olmuştu...Ama lezzet başarılıydı...


Balıkçıda uzun uzun hiç acele etmeden güzel sohbetle saatlerce oturmayı severim ben...Vakit de bu kadar uzayınca genelde balıkçıda balık yiyemem...Mezelerden sonra kapanır mide:) Balığa bende yer kalmamıştı, ama masaya Kılıç balığı söyledik, ıspanak püresi üzerinde geldi, gayet de başarılıydı...


kılıç balığı


Aslında Chef Mezze'nin en iddialı olduğu balıklardan biri deniz levreği, ama biz o kadar doyduk ki istesek ziyan edecektik onu, e deniz levreği de ziyan edilmez, ayıptır, günahtır...Onu da bir dahaki sefere sakladık, yazdık aklımıza...

Sıra geldi tatlıya, güzel çeşitler var...Trileçe, çilekli mascarpone, kireçte kabak, ceviz tatlısı, fırında nutellalı helva, kaymaklı incir, cheesecake ..vb Trileçe bugünlerde ilgi alanımıza girdiğinden onu tatmak istedik, ben minicik tattım, sunum, görüntü başarılıydı, ama daha iyilerini yedim, (anneminki yıkılıyor!) Yalnız tatlı büfesindeki herşey çok çekici ve lezzetli görünüyordu, onu da demeden geçmeyeyim...

Sevgili bloğum yanlı değil de şeffaf olduğundan tam tatmin olmadığım yerleri de söylemeliyim. Ateş kardeşler bana kızmasın, iyi niyetli bir eleştiri bu...Burada beni tek şaşırtan kahve servisi oldu...Kahveci de olduğum için seviyorum kahve güzel sunulsun önüme güzel gelsin...Keyfime keyif katılsın...Mekandaki herşey o kadar kusursuz ki o yüzden normal gelen şey böyle göze batabiliyor:) Düz beyaz kahve fincanında, likör, su, çuku, lokum, çiçek vb siz geldi kahvelerimiz, e bu da nazarlık dedim çıkarken kendi kendime:) Mekan oldukça hareketliydi, belki de bu kahve faslı normalde böyle olmuyodur...

Fiyat kısmına gelince, açıkçası benim beklediğimden çok daha normal...Mezeler 8-10 TL, ara sıcaklar 10-30 TL arası, balıklar 40-50 TL..gibi. Tıka basa doyacak kadar yiyip 2 duble falan bişey içerseniz kişi 100-120 TL gibi bir hesap ödüyorsunuz...Ayrıca fiks menüleri de var, onlar da denenebilir...

Diyeceğim o ki, bu lezzet ve mutfak aşkıyla yanan, gözleri parıl parıl parlayan, sıcakkanlı 2 kardeş harika bir iş çıkarmışlar...Tebrik tebrik tebrik ediyorum...İyi ki de Chef Mezze'yi yapmışlar...Yolunuz apaçık olsun Ateş kardeşler...Tüm misafirlerle tek tek ilgilenen sevgili Eray Kılıç'a da teşekküürrlerr...Yıldızlı 10'luk Chef Mezze!


Gazi & Bilal Ateş kardeşler... 

Sosyal medyayı da oldukça aktif kullanıyorlar, takip etmiyorsanız belki etmek istersiniz:)


Twitter, instagram, facebook, foursquare /
 chefmezze & gaziatesofficial

Biz yine gideceğimiz zamanları şimdiden bekler olduk...Keyif sevenler, halen gitmemiş olanlar bu yaz bitmeden Chef Mezze'ye gidin...İyi hissedeceksiniz...Pişman olmayacaksınız...Yok yok, BA YI LA CAK SI NIZ! :)




Damağımda harika tatlar bıraktı Chef Mezze, emeği olanlara selam olsun...