21 Aralık 2010 Salı

taximpilates- hayatımdaki nefes

2010 yılı içerisinde kendim için yaptığım en iyi 3 şeyi saymamı istese biri, bu 3 içinde taximpilates kesin yer alır...



                                  


3 ay öncesine kadar hareketsizlikten, yorgunluktan, güçsüzlükten, hamlıktan vb şikayet ediyordum bir çoğunuz gibi...tam bu haldeyken, taximpilates’in iki kraliçesinden biri olan Gamze’den bu enerji dolu mekanın kuruluş hikayesini, derslerini vb dinledim. Ve tamam dedim “geliyorum”...iyi ki de dedim, hep diyorum ya taximpilates hayatıma nefes katıyor diye. Gerçekten de böyle...burası müthiş bir yer, sadece dersler değil ortamdaki enerji de inanılmaz...ders bittikten sonra orada öyle duruym istiyorum bazen...ders ne zaman başlıyor ne zaman bitiyor anlamıyorsun...hele ki sonunda minik bir thai masajı bonusu da alacak kadar şanslıysan hiç gidesin gelmiyor...



  


Galatasaray Lisesi 130 devresinden kardeş iki arkadaşın, Canan Cemali ve
Gamze Elgin’in mekanı “taximpilates”... Canan, çocukluğundan beri sporun içinde. ENKA’da jimnastik, Galatasaray Lisesi ve Ortaköy Spor Klubü’nde basketbol...Rennes Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi eğitimi, üzerine Müjdat Gezen Sanat Merkezi ve Dialog'da oyunculuk eğitimi...tam da bu aralarda çeşitli film ve dizi projelerinde bulmuş kendini. Sonrasında Ayşe Sun’dan klasik bale ve bale streching eğitimi üzerine, Pera Güzel Sanatlar’da modern dans yapmış. Geçirdiği boyun fıtığı ameliyatından sonra uzun süre fizik tedavi, ve pilatesle tanışma... Judy Orlandella Ataman’dan pilates ve anatomi eğitimi, Zeynep Aksoy’dan temel yoga eğitimi...
Pilates Method Alliance Pilates Matwork & Reformer & Tower & Props & Hamile Pilatesi sertifikalarını da cebe koyup çeşitli stüdyolarda pilates ve bale streching eğitmeni olarak çalışmış.


Gamze de çocukluk döneminde sporla içiçe yaşamış, ilkokul döneminde  kayak yarışmalarında madalyalar, Galatasaray Lisesi ve Ortaköy Spor Kulübü’nde basketbol..tüplü dalış...“PADI Rescue Diver” lisansıyla dalış teknelerinde kurtarma dalgıç ve hoca asistanlığı... ODTÜ’de Felsefe eğitimi, aynı dönemde Radyo ODTÜ’de radyoculuk... Şu an Dream TV’de müzik direktörlüğü, seslendirme ve program yapımcılığı... 2008’de bir akciğer rahatsızlığı, “Pnömotoraks” geçiren Gamze belki de bu rahatsızlık sayesinde, iyileşme döneminde pilatesle tanıştı. Judy Orlandella Ataman’dan pilates ve anatomi eğitimi aldı. Canan Cemali’den bale streching temellerini öğrendi. Pilates Method Alliance Pilates Matwork & Reformer sertifikaları sahibi Gamze, Canan Cemali ile birlikte pilatesle sağlığı şehrin merkezine taşımak ve sevdikleriyle paylaşmak için taximpilates’i kurdu.



      


Her ikisi de pilatesle yaşadıkları sağlık sorunları sonrasında tanışmışlar...anladığım kadarıyla pilates onlara da her anlamda nefes olmuş...normalde de dolu dolu geçen hayatlarına yeni bir pencere açmışlar...halen de durmak bilmiyorlar, Gamze Hoca Micheal King'den, Canan Hoca da Elizabeth Larkam'dan ek eğitimlerle kendilerini geliştiriyor, 3 ayda bir yeni trainingler alıyorlar...

Her ikisinin de profesyonel hayatları var aslında taximpilates haricinde, ama biliyorum ve eminim ki yaptıkları iş boylarını çok kısa zamanda o kadar aşacak ki profesyonel işlerine vakit ayıramayacak hale gelecekler...:)











Pilates’in babası Joseph Plates... “kontroloji” adını verdiği metodu, zihin ve beden bütünlüğü öngören denge nefes ve hareket sistemlerinin bir sentezi... Eklem ve kemikleri hayat boyu korumak için kas güçlendiren, esneten ve özellikle içsel karın kaslarının kuvvetlendirilmesi esasına dayanan bir sistem pilates...Joseph Plates, egzersizlerini şöyle tanımlar:
“Sadece üç derste farkı hissedecek, on derste farkı görecek ve 20 derste tamamen farklı bir vücuda sahip olacaksınız.


Bu iki pilates aşığı ortağın yanısıra bir de Pırıl hocamız var taximpilates'te, yani 2 ortak 3 hocalı taximpilates'imiz...3 hocanın da ders yapış şekilleri ve enerjileri farklı, ama ortak noktaları; 3ü de müthiş...

iyi ki bu işe giriştiniz kızlar, iyi ki taximpilates’i kurdunuz...şehre de, kendi özelimde bana da nefes getirdinizJ  teşekkürler,

kendi için iyi birşeyler yapmak isteyen, fiziksel zindelik olmadan mutlu olunamayacağına inanan herkes yolunu taximpilates’e bir düşürsün derim...


Şehit Muhtar Cad Cemali Apt 22/4 Talimhane Taksim

17 Aralık 2010 Cuma

onlinemahzen.com'da yeni yıl indirimi

Ülkemizin en güzel şarap sitelerinden olan, uzmanlıklarını müşteri memnuniyetine dönüştürmek için yola çıkan onlinemahzen'de yeni yıl indirimi başladı...





ben siparişlerimi her ay olduğu gibi verdim bile, Tierra Del Fuego Carmenere ve Merlot, Melini Chianti tavsiyelerim arasında.

İlgileniyorsanız kesinlikle ziyaret edin...www.onlinemahzen.com

info@onlinemahzen.com

Alışverişinizi web haricinde Ataşehir ve Kemerburgaz Göktürk'te bulunan OnlineMahzen şarap mağazalarından da yapabilirsiniz.

15 Aralık 2010 Çarşamba

Kayra Vintage serisini tatmak için güzel bir fırsat

Özel üzümlerden özel şartlarda üretilen Kayra Vintage serisini tatmak için güzel bir fırsat var önümüzde...her biri  o ana özel ışıkla, mevsimle, bağdaki şartlarla, yağmurla vb  yetişmiş olan sınırla sayıdaki üzümden üretilen Vintage serisi Kayra'nın koleksiyon serisidir, yılın en iyi kupajlarını sunar...bir üretimi bir kere tadabilirsiniz. özel bir deneyimdir...



Kayra Vintage Cabernet Sauvignon Merlot with a touch of Boğazkere,2007 Kayra Vintage Shiraz with a touch of Petit Verdot,2008 Kayra Vintage barrel fermented Chardonnay sur lie,2008 Kayra Vintage Sangiovese , 2007 Single Vineyard Kayra Vintage Öküzgözü , 2007 Single Vineyard Kayra Vintage Merlot,2008

Favorim, Kayra Vintage Sangiovese, 2007 Single Vineyard, tattım, müthiş...

Bu özel şarapları, 17-31 Aralık tarihleri arasında aşağıdaki mekanlarda kadeh ile tadabilirsiniz...

Antochia                                      Mavi Balık
Beymen Brasserie                         Midpoint
Bistro 33                                      Nusr-et
CKM Hayal Kahvesi                        Oben Şarapevi
Develi Levent                               Obika
Develi Samatya                             Park Şamdan
El Beso                                         Pano Şarapevi
Fratelli La Bufala                          Smryna
Happily Ever After                        Susam
Kahvedan                                     Zazie
Lacivert

not: kampanya detayları Kayra e-bülteninden alınmıştır.

http://www.kayrasaraplari.com/edergi/Pro-Asp%20Version/Main.asp?MagID=8&MagNo=10

10 Aralık 2010 Cuma

Cookie Club yeni yıl setleri...

                                           yeni yıl seti 1



                                        yeni yıl seti 2


insan kendi reklamını yapar mı? yapar tabii, neden yapmasın...Ortağım Özce de ben de seviyoruz çok Cookie Club'ı...pişirilen herşey gerçekten gülümseyerek pişiriliyor bizim mutfakta...1 haftadır yeni yıl siparişlerini yetiştirmek için, sabahlara kadar uyunmuyor...ama keyif alınıyor..



yeni yıl seti 3

Cookie Club'ın kendisi bizim damaklarımızda tat, yaptıklarımız da sizlerin damaklarınızda tat olsun istiyoruz...yeni yıl setlerimizden örnekleri paylaşmak istedim...

takip edin, ziyaret edin, bizimle olun istiyoruz...:)

www.mycookieclub.blogspot.com
www.twitter.com/mycookieclub

7 Aralık 2010 Salı

Jehan...


Jehan Barbur...albümü "Uyan"...yaklaşık 1 aydır aralıksız dinliyorum...Özellikle tavsiyelerim, "Neden", "Gidersen", "Yoluma Çıkma", aslında hepsi...ama bunlar en vuranlar. takip edin, dinleyin derim...damakta da ruhta da tat bırakanlardan benim için...


www.jehanbarbur.com

29 Kasım 2010 Pazartesi

'rose' lerde favorim

Yabancı roselerde favorim Casal Mendes, hala yerini başka biri alamadı...yerlilerde ise tartışmasız Kayra'nın 2 şarabı. Biri Terra Kalecik Karası Rose - kırmızı meyvelerin tadını net alıyorsunuz-, diğeri de Kayra'nın köpüklüsü Cameo Rose...unutmadan söyleyeyim, çok çok soğuk için, içine tane kırmızı üzüm atılıp içildiğinde çok daha leziz oluyor...damakta ciddi tat bırakanlardan...


                                        



Pandispanya ve sürpriz pasta

Çok hassas bir mesele pandispanya...kesinlikle özen istiyor, kendini çok çok seviyor, karşı taraftan beklediği sadece ve sadece ilgi. malzemelerini özenle seçmek gerek, malzemelerin ve ortamın ısısının özel ayarlanması gerek, fırının içine itina ve aşkla bakmak gerek...bir noktayı bile atladınız mı- bişey olmaz deseniz de- anında küser, söner, tıknaz bir kek olup çıkıverir. 


Oysa ki tüm detaylara dikkat edip adım adım sabırla hazırlar ve pişirirseniz pandispanyayı pof pof kocaman, mis gibi, bembeyaz bir kek oluverir...


Pof pof bir pandispanya için olmazsa olmazlar, püf noktaları, buyrunuz;


  • yumurtalar oda sıcaklığında olmalı, asla soğuk olmamalı
  • oda sıcaklığındaki yumurtalar ve şeker özenle, sabırla, malzemeler 3 katına çıkana kadar çırpılmalı (yaklaşık 20 dak) çırptığınız kaptaki malzemeler kabarır, çok kıvamlı bir krema gibi olur
  • fırın önceden ısıtılmış olmalı, 180 derece
  • pandispanya fırına atıldıktan sonra çıkana kadar fırın asla açılmamalı (yaklaşık 30 dk pişmeli)
  • pasta yapacağınız zaman pandispanya 1 gün önceden yapılırsa çok daha leziz bir pasta olur
                                          önce...




                                          sonra...

Pandispanyayı herhangi bir hedefle yapmamıştım. Gecenin 11'inde ertesi gün ofiste bir doğumgünümüz olduğu aklıma gelince, acilen evde malzeme aramaya koyuldum. damla çikolata, kahve ve bitter kuvertür çikolata haricinde malzeme yoktu. Eldeki kıt kaynaklarla bir muhallebi yapıp içine kahve katıp ara kreması hazırladım. Ara kremaya damla çikolata serptim. Krem şanti bile olmadığı için elimde, kuvertürleri kremada eritip kekin üst parçasının üzerine döktüm. Bu kadar sınırlı imkanla ortaya çıkan bu kahveli pasta hiç de fena olmadı sanki...yani en azından yiyenler beğendiler, ya da öyle gibi yaptılar:) 


                                          iyi ki doğdun Lilyan...

28 Kasım 2010 Pazar

bu "Pazar" ın seçimi

taze sıkılmış mandalina ve limon karışımı, neredeyse karışım kadar Safari, karışımın yarısı kadar Tequila, bol bol da buz... eby'nin bu Pazar akşam üzeri içkisi...oranlar ağız tadına göre tabii ki değişebilir...denemeye değer...


kapıda Aralık..

Aralık...eskiden sevilen, şimdilerde görmezlikten gelmek istenilen...hayat kısa dediklerini hep bilirdim, 4 sene önce canlı canlı capcanlı öğrendim. o, hem de 15 dk içinde gitmiş, beni terk etmiş, hayatımdan çıkıvermişti...söylemek istediğim çookk şey varken, yapamıyorum. boğazım düğümleniyor, güzel şeyler hatırlayıp kendisi için ancak gökyüzüne  bir kadeh kaldırabiliyor, ama en güzeli aklıma her geldiğinde gülümsüyorum...tanrının onu bize verdiği, (12.12.1948) ve yine bizden aldığı (29.12.2006) içinde çok anlam barındıran, genelde bizi üşüten Aralık yine kapıda...içim kilitlense de ben yine gülümseyebiliyorum...rahat uyu bitanecik Seba'm, babam......


Buzbağ Efsane Gurmelerini Arıyor

Buzbağ Efsane Gurmelerini Arıyor Yarışması sonucu Elazığ'da kendimi bulduran, ödüle layık görülen yazım...Bağbozumu notları da gelmek üzere, teşekkürler Kayra!

"Şarabın bir aşk olduğunu düşünürüm hep…aslında ilk etapta olay, şarap-peynir, şarap-kebap..vb şarabın ne ile tüketilip, tüketildiği yiyeceğe iyi eş olup olamadığı değil diye düşünürdüm hep… meşhur uyum, aslında şarabın “biz”imle uyumuydu sanki…şarapların yaşadığına inanırım hep..evimin en serin ve karanlık noktasında biriktirdiğim, gözüm gibi baktığım, ruhumu verdiğim, bazen onlarla konuştuğum, bazen de yıllandırdığım tüm şaraplarımın ruhu olduğuna inanırım. Hepsi yaşıyor, hissediyor, nefes alıyor…hepsinin de içileceği özel zamanlar var…
Fakat Buzbağ gurme yemeğine katıldıktan sonra şarapla yaşanan aşkın ve onu hissetmenin yanında- ki bu bence her daim olmalı-yanına seçilecek eşlerin de çok önemli olduğunu anladım…nasıl ki bizler hayatımızı ; zevkimize, kültürümüze, yaşam tarzımıza, bilgimize, bedenimize uygun eşlerle paylaşıyorsak, şaraplar da böyleymiş…bu kararları vermeden önce kesin koşullara bağlanılmamalı bence. Esnek olunmalı, her şey geldiği gibi alınmalı, kalıplara sokulmadan…ben mesela, kebap yemeğe gittiğimde genelde alkol almam, almam gerekiyorsa da, bu kadar şarap seven bir insan olmama rağmen asla şarap tercih etmez, rakıyı tercih ederdim…daha doğrusu Buzbağ yemeğine kadar şarap tercih etmezdim. Şartlanmamak gerek hayatta bir kez daha anladım. Kesin kararlar olmamalı, esnek olunmalı...Her an herşey değişmiyor mu?
Buzbağ Efsane Gurmelerini Arıyor yarışmasının şarap tadım yemeği benim için bu duyguları bir kez daha pekiştirdiğim çok güzel ve keyifli bir tecrübe oldu. Normalde beyaz şarap çok da tercih etmememe rağmen, buz gibi Buzbağ Beyaz ile peynirler, özellikle tulum peyniri ve sıcak pide çok tatlı ve yumuşak bir giriş oldu. Girişten sonraki durak mezeler ve mezelerin yanındaki aromasını çok da beğendiğim Buzbağ Klasik’ti. O güne kadar, çiğ köfte, gavurdağı ve abaganuş ile kırmızı şarap nasıl gider diye düşünmemiştim bile.  Ama meyve aromaları çok keyifli olan Buzbağ Klasik ile bu mezelerin tüm aromaları sanki ortaya çıktı, ve düşündüm ki çok da güzel bir ilişkileri olabilir aslında…flirt edebilirler gayet keyifli. Küçük bir nokta vardı ki, çiğköftenin acısı azıcık daha az olsaydı Klasik tam yerini bulmuş olacaktı.
Klasik’ten sonraki durağımız, meyve aromalarını oldukça güçlü hissettiren, içimi de oldukça yumuşak olan Buzbağ Öküzgözü,ve yanına nasıl bir eş olacak diye baktığımız ara sıcaklar-patlıcan söğürme, içli köfte, fındık lahmacun, humus, peynirli pide ve çöp şiş. Öküzgözü, içimi keyifli, hafif ve yumuşak,  genç bir şarap. Peynirli pide, lahmacun ve humus ile yakıştırdığım, damağımda eş olabilen Öküzgözü, içli köfte ile ağırlaştı sanki.  İçli köfte ve Öküzgözü, eş olabilir mi diye baktım da, olmadı, o meyve aromaları, yumuşaklık gidiverdi sanki bir anda. Bu durumda içli köfteyi ya sade tüketeceğiz, ya da kendisine başka bir eş arayacağız yoksa bu güzel şarap sofrasındaki hayatında evde kalacakJ
Diyarbakır yöresinin üzümlerinin mahsulu olan Buzbağ Boğazkere, ara sıcaklar klasmanındaki denemede yoktu ama ben bir çıkıntılık yapıp, içli köfte ile kendisi olur mu olmaz mı diye bir bakmak istedim, içli köfte bu sofrada yalnız kaldı ya kıyamadım…Boğazkere ile bir süreliğine de olsa eşleşebilir diye düşünüyorum. Baharat aromasını hissettiren Boğazkere, içli köftenin baharatlarıyla birleşince sanki yemeğin tadı çok daha hafifledi, duygular yumuşadı. Odunsu tadı veren şarapları benim damağım sanırım daha çok seviyor. Bu yüzden Boğazkere oldukça sevdiklerim arasında. Boğazkere tadımının kendi eş alternatiflerine gelince, yoğun baharatlı, yağ oranı yüksek Tarsusi kebap ve şaşlık normalde çok  denemediğin yiyeceklerdi. Şarapsız denediğimde çok da tercih edeceğim tatlar olmamasına rağmen, olgun ve odunsu tatlı, baharatlı bir şarap olan Boğazkere ile çok yakıştılar ve benim için oldukça tercih edilir oldular. Mangal’dakiler ve Boğazkere ilişkisi düzeyli, ve keyifli bir ilişki olabilir.
Gecenin assolisti, prensi son sıradaydı…sabırla bekledi, eşini de bizleri de…ağır ağır durdu masanın baş köşesinde;  Buzbağ Rezerv. Yazarken bile gülümsüyorum, beni mutlu ediyor. Kendisiyle aramızda çok keyifli bir aşk var. Ömürlük… Aşk’ın ta kendisi, tam bir beyefendi…sessiz ve derin…içinde çok fazla duygu barındırıyor, tecrübesi de cabası… bakışları bile karşısındaki etkilemeye yeten Rezerv, meşe kokusunu aldığım,  ayrıca burnuma baharat-özellikle tarçın- kokusu da veren, Öküzgözü ve Boğazkere karması gerçekten özel bir şarap. Meşede dinlenmek ancak bir şaraba bu kadar yakışabilir sanki. Terbiyeli şiş, pirzola kaburga ve patlıcanlı kebap ile kesinlikle sonsuza dek sürecek bir evlilik yapabilir. Normal şartlarda yoğun et kokusu ve yüksek yağ oranıyla damağıma ağır gelen kaburga, Rezerv ile lokum gibi oldu. Bu leziz geceden, tanıdığım çok değerli yeni şarap dostlarının haricinde bana kalan en özel  şey, Rezerv. Azıcık daha dinlenirse daha da efsane bir şarap olacağına eminim…Duygularla dolu minik mahzenime şimdiden birkaçını dinlenmek üzere yerleştirdim bile...
Sigarayla vedalaşmamın ilk haftasında gerçekleşen bu leziz buluşmada ağır bir de sınav vermiş oldum. Şaraplar leziz, yiyecekler leziz, ortam çok keyifli, yeni dostlar çok keyifli, herkesin içtenliği hissediliyorken, içim tabii sigarayı da çok aradı, ama yapmadım sınavımı geçtim.  Üzüm tatlarını katıksız almanın keyfine şimdi daha da çok varıyorum. Kendisini aramıyor muyum, arıyorum ama onsuz da yaşanabiliyormuş. Daha tadacak çok şarabımız, şarap eşliğinde edeceğimiz çok sohbetlerimiz varken, zehirlenmenin alemi yok…herkese tavsiye ediyorum…hayatı n tadını alabilmek güzel yaşamak için emek vermek gerekiyor…bağlar ancak bakılınca bağ oluyor ya hayat da böyle, bizler de böyleyiz. içimizdeki şarap aşkı  hep daim olsun…sevgiyle kalın…"