1 Ağustos 2012 Çarşamba

Bozcaada...

15 sene önce tanıştım ada'yla...İlk gittiğimde, çok bakir, sakin, kendi halindeydi...ama yine insanı kendine aşık edebiliyordu....Sonra seneler geçtikçe gelişti, değişti...Köşe yazarları yazmaya başladıktan sonra da bir hayli kalabalıklaştı...Ada'ya ilk gittiğinizde dönerken feribottan hep geriye adaya bakıyorsanız, bir dahaki gelişin hayalini kuruyorsanız siz de adaya aşık olmuşsunuzdur...Ne yapar ne eder çeker sizi kendine...


Uzun senelerdir, her sene en az 3-4 kere gitmeye gayret ederim adaya...sadece yazın değil, baharda, kış başlangıcında da...


Geriye dönüp baktığımda çookk yaşanmışlıklarım var adada, batırılan günler, kaydırılan yıldızlar, kaldırılan kadehler, kazanılan dostlar, biriken anılar...vb vb Demek istediğim, damağımdaki çok ciddi tatlardan biri Bozcaada...


Uzun bir aradan sonra geçen haftasonu kavuştum ada'ya...Can arkadaşlardan biri gidiyordu, sevgili ve kardeşiyle, ve onun eşiyle... (Melda @pasaklitanrica, Tuğrul @tugrulmengi, @orientinashop, Beyza @parcalibulut, ve Efe)  Takıldım peşlerine...Buldum kendimi adada...


2,5 güne yine sığdırdık bir sürü şey...Buyrunuz bakalım...


Ada'ya gidişin en sevdiğim anlarından ilki, Geyikli'den feribotla karşıya geçiş...

ikinci en sevdiğim an...Ada'ya varış:) 


Ayazma...Halk plajı, deniz harika, yakınında yemek yenilecek alternatif yerler var...
Şemsiye, şezlong 10 TL

Akvaryum...Sessiz sakin, deniz sana aitmiş gibi...

Rüzgargülleri...aşağıdan yukarı saatlerce böyle bakabilirim sanıyorum...
çok etkiliyor beni...




Rüzgargülü Otel...Kuzenimin oteli...Çok cici, tertemiz, Türk mahallesinde...Tavsiye ederim...

Rüzgargülü Otel, iç mekan...

Rüzgargülü'nde odaların isimleri rüzgar isimleri...





Tenedos Balık, temiz, lezzetli...Girit ezmesi harika...


Maya Restaurant'ın ada'daki tek işareti...
Köylünün tanımıyla "koskoca Maya heykeli:)"


Selçuk Bey'in gizli saklı mekanı Maya...Farklı, zevkli, keyifli bir yer...
Menü yok, masaya ne getirirlerse onu yiyosun...Peynir, ekmek ve şarapları kendileri yapıyorlar...Etleri çok leziz...Kişi başı 100 TL


gün bir başka doğar adada...


Ada'da deniz girmeyi en çok sevdiğim yerlerden biri...Habbele...

nasıl güzel bir an...

Lütfü Amca'nın köfteleri müthiş...Ada'ya hoşçakal derken çok iyi bir seçenek...
Senelerdir canla başla çalışıyor...Merkezde halı sahanın hemen yanında...Kesin tadın...


Ada dönüş...Hoşçakal ada'm...

Homeros der ki, "Tanrı insanlar uzun yaşasın diye Tenedos'u (Bozcaada) yarattı..."

Damaklarınızdaki tatlar hiç eksilmesin, hep artsın...








4 yorum:

  1. Maya çiftliği..!
    Son zamanlarda yurdumuz genelinde bir “konsept“ gelişmeye başladı. Örnek vermek gerekirse; köklü bir yemeğimizi alıp ”soysuzlaştırıyorsunuz“ mesela zeytinyağlı fasulye yapıp içine dolma baharı koyuyorsunuz, oluyor size ”konsept“.
    Bu soysuzlaştırılmış kültü de yine “konsept“ adı altında kakalıyorsunuz.
    Ne yazıktır ki; bu altında hiç bir bilgi barındırmayan “absürdlükler” de, yine damağı ve dağarcığında hiç bir bilgi taşımayan organizmalarca takdir topluyor gibi gözüküyor.
    Bunun en tipik ve baş örneklerinden biri de Bozcaada’da çayıra yayılmış “maya“ adlı “çiftlik”.
    Geçen gece, burayı “duymuş” bir arkadaşımızın zoru ile ziyaret etme talihsizliğinde bulunduk.
    Karaf benzeri sürahide sunulmaya çalışılan şarap adı altında sunulan “sadece rengi şarabı andırır içecek” 40 yıllık şarap geçmişimde ağzıma değen en kötü sıvı olarak tat papillerim vasıtası ile hafızamda yerini aldı. Ancak kokusu beni oldukça gerilere, 70’li senelerde, özellikle Trakya’da bağların tatil sitelerine dönüştürülmesi ile kapanan şaraphanelerin, uzun süre metruk hallerinden ortama yayılan nemli küspe ile karışık küf kokusunu çağrıştırdı.
    Sunulanlara “yemek” adı verilecek olursa; tümü gerek köfte baharı, gerekse dolma baharı ile “soysuzlaştırılmış” ve yarı pişmiş geleneksel zeytinyağlı Ege yemeklerimiz ve büyük bir cesaret olarak niteleyebileceğim, gerçekte çok büyük bir fiyasko sonucu ortaya çıkmış olduğunu tahmin ettiğim, ne olduğunu ancak sorarak “beyan üzerine” anlayabildiğimiz “humus”.
    Benin bir anlamda “aldatılarak” gitmeye zorlandığım “steak” ise tam anlamı ile fiyasko. Ne kesimi “ete” benzeyen, ne de pişimi bir şeye “benzemeyen” içeriğinin hayal meal hayvanın herhangi bir parçası olma ihtimalinde bir “şey”.
    En önemlisi de bu “şeyin” geliş şekli ve zamanı! ve daha da önemlisi nazikçe yapılan haklı uyarılara takınılan mekan sahibinin, ancak “cahil cesareti” şeklinde niteleyebileceğim tavrı...
    Velhasıl, bu berbat deneyimin belki de en olumlu tarafı; iyi kötü nerdeyse dünyanın büyük bir bölümünde yemek tatmış biri olarak, benim ilk defa deneyimimi paylaşmak üzere yazılı bir paylaşımda bulunma gereğini duymuş olmam olsa gerek!
    Belirtmeden geçemeyeceğim, adada çok güzel mekanlarda çok güzel tatlar ve çok nazik sunumlar ile karşılaştık.
    Dileğim bu şirin adanın bu ufak ama mide bulandıracak unsurlardan kendini bir an önce arındırması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bayan
      siz halt etmişsiniz

      Sil
  2. Dilek Hn merhabalar, Maya'ya ben de öneri üzerine 1 kere gittim, açıkçası geleneksel Türk tatları arayarak gitmedim. İçki içemediğim bir gündü, şaraplarını da tatmadım...Ama genel olarak yediğimiz mezelerin tatlarından memnun kaldık biz. Geleneksel Türk tadı değildi tabii ama lezzetliydi yediklerimiz. Özellikle yediğimiz etlerin pişirilmeleri de tatları da gayet başarılıydı...Açıkçası ona birşey diyemeyeceğim. Belki size kötü bir zamanlama denk gelmiştir. Bana yalnızca, fiyat biraz tuzlu gelmişti...100 TL kişi başı o tarz bir mekan ve menü için bence fazlaydı...Ve bu parayı nakit vermek gerekiyordu ben gittiğimde.

    Dediğinize katılıyorum, adada çok cici, çok leziz yemekleri olan harika mekanlar kesinlikle var. Zaten Maya adanın genel halinden biraz farklı diye düşünüyorum...Farklı yerleri denemeyi sevdiğimden önerilen her yere gitmeye gayret ediyorum...

    Sevgiyle kalmanız dileğiyle...

    YanıtlaSil
  3. Biz de iki hafta önce koşu dolayısı ile Bozcaadadaydık. Tavsiye üzerine bu mekana gitmek gafletinde bulunduk. Dilek hanımın saptamaları çok doğru. Elif hanımın fiyat ile ilgili eleştirisi de çok yerinde. O kötü meze, berbat şarap ve özensizliğe çok yüksek bir fiyat. Birer parça (takribi 100-150gr) et yedik. Zaten saat 19:30 gibi mekana gitmiştik. Et faslı 11:30 gibi başladı. O kadarını bile yiyebilmemiz mucize oldu. Eti keserken söylenilen ne kadar “yerseniz yiyin, fiks 100TL” denmesine rağmen, herkes 1er parça küçük parmak kalınlığında bonfile yemesine rağmen, sonunda “çok et yiyenlerden 110TL” alıyoruz gibi bir yaklaşımla hesap ödemek zorunda kaldık. Açıkçası “az et yemek” ve “çok et yemek” arasındaki farkı anlayamadık.
    Sunulan ve bize “şarap” olduğu söylenen sıvı özellikle kokusu ile çok ama çok kötüydü. Servis de hakeza. Tabaklar ancak bizim uyarımız üzerine, istemeden de olsa değiştirilebildi.
    Dilek hanım haklı, bazı işletmeler böyle balon gibi şişip bu arada ne vurursak kârımıza diye düşünüp, uygulamalar yapıyorlar.
    Bu arada aynı dönem koşu için adada olan başka arkadaşların da aynı faka bastıklarını duydum.
    Bozcaada çok güzel, özellikle yerlilerin işlettikleri mekanlar hem güleryüz, hem sunum, hem de lezzet açısından çok güzel.

    YanıtlaSil